BİR HUKUKİ BOŞLUKTAN FAYDALANMA/ KAMUYU ZARARA UĞRATMA İŞTE BÖYLE OLUYOR
Hukuk alanı, çok geniş bir alan olup her hukukçunun bile tüm ayrıntılara hakim olamadığı bir derya. Hukukçu olmayanlar böyle bir alanda haklarını nasıl muhafaza edecekler? Yaşanan örnek bir olay üzerinden kamu kaynağının nasıl sömürüldüğünü anlatmaya çalışacağım.
Örnek olayımız şöyle gerçekleşmiştir:
Bir okulda temizlik görevlisi olarak okul aile birliği tarafından çalıştırılan X şahsı bir süre sonra işten çıkartılır. Şahıs, bir Avukat aracılığı ile iş mahkemesine ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücretleri ödenmediği iddialarıyla dava açar. Görülen dava sonunda şahsa belli bir miktar paranın ödenmesine hükmeder. Karar istinafa götürülür ve oradan da kısmen kabul kısmen ret ile kesin olarak karar verilir. Buraya kadar her şey normal mecrasında seyreder. Kararın yazıldığı tarih 06/01/2020 dir.
Mahkeme tarafından yazılan karar davalı tarafa ulaşmadan, kararın yazılma tarihinden bir gün sonra 07/01/2020 tarihinde davacının avukatı ilamı icraya koyar. İcra müdürlüğü aynı gün icra emrini mahkeme kararıyla birlikte Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirme yazısı yazar. Kararın 16/01/2020 tarihinde kuruma resmi olarak giriş kaydı yapılır. Kuruma gelen icra emrinde 29.112,54 tl tutarında alacak bildirilir. Bu miktarın içerisinde 2725 tl vekalet ücreti bulunmaktadır. KDV tevkifatı olan 461,86 tl kesinti yapılarak 28.650,58 tl ödeme yapılır. ( yaklaşık 4.889 dolar, 2026 rakamları ile 223.000 tl)
Mahkeme ilamındaki borç ödendi dosya kapanacak derken 13/03/2020 tarihinde icra müdürlüğü 5021 tl (yaklaşık 856 dolar) bakiye borç muhtırası diye tekrar bir yazı gönderir.
Burada anormal olan durum nedir?
Anormal olan durum, mahkeme ilamı, davalı taraf olan Kamu kurumuna ulaşmadan davacı vekili tarafından kararın yazıldığı tarihten bir gün sonra ilamın icraya konmasıdır.
Olay Milli Eğitim Bakanlığı taşra teşkilatında gerçekleşmiştir. Okullarda yeterli temizlik görevlisi olmadığı, hatta birçok okulda hiç kadrolu temizlik görevlisi olmadığı yıllardan beri kamuoyunun bilgisi dahilinde olan bir konudur. Okul aile birliklerince okulların temizlik ve güvenlik hizmetlerini yürütmek üzere personel istihdamı yapılmaktadır. Bu personelin maaş ve sigorta primleri çok zor şartlarda birliklerce ödenmektedir. Zaman zaman bu personel bazen kendi inisiyatifi ile bazen okul aile birliği inisiyatifi ile işten ayrılmaktadır. İşten ayrılan bu çalışanlar Okul aile birliği veya Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine kıdem ve ihbar tazminatı alacağı, fazla çalışma ücreti alacağı hususlarında iş mahkemelerine davalar açmakta, çoğunlukla da davaları kazanmaktadırlar. Çünkü okul aile birlikleri bu tazminatları imkansızlıktan ödeyememektedirler. Açılan davalarda davalı Milli Eğitim bakanlığı aleyhine çıkan mahkeme kararları gecikmeye mahal verilmeden hemen ödenmektedir.
Ancak, ilamların icraya konması hususunda kanunlarda bir boşluk bulunmaktadır.
İcra iflas kanunu 32. maddesi başlığıyla birlikte şu şekildedir:
II. Para ve Teminat Verilmesi Hakkındaki İlamların İcrası :
İcra emri ve muhtevası :
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.(1)(2)
İcra iflas kanununun ilamların icrasını düzenleyen 32. madde de ilamların alacaklıya bildirimi sonrası belirli bir sürede ödenmediği takdirde ilamın icraya verilmesi düzenlemesinin yapılmasına kamu yararı, bir hakkın yerine getirilmesinde hakkaniyetin sağlanması açılarından acil önem arz etmektedir.
Türkiye genelinde böyle yüzlerce, binlerce dava olabileceği düşünülürse ve her dava için ekstra vekalet ücretinin ödeneceği göz önüne alınırsa sadece Milli Eğitim bakanlığının çok ciddi bir külfet ödemek zorunda kalacağı açıktır.
İlama dayalı alacaklar konusunda 2 kanun bulunmaktadır. Bunlardan birisi “ İdari yargılama usul kanununun 28. maddesi 2. fıkrasında”, diğeri de “sosyal güvenlik kurumuna ilişkin bazı düzenlemeler hakkında kanun” dur. Bu kanun düzenlemelerinde ilamların icraya konması için alacaklıya kararın bildirilmesinden itibaren 30 günlük süre verilmiştir. Ancak, adli yargı ilamlarının icraya verilmesinde süre düzenlemesi yapılmadığından Avukatlar mahkeme kararını yazar yazmaz hemen icraya koyarak davalı tarafa ikinci bir icra masrafı ve vekalet ücreti ödetmektedir.
İdari yargılama usul kanununun 28. maddesindeki düzenleme ise şu şekildedir:
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)(1) (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.: 2014/151 sayılı Kararı ile.)(2) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)(1) ancak disiplin hükümleri saklıdır.(1)
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
5502 sayılı “sosyal güvenlik kurumuna ilişkin bazı düzenlemeler hakkında kanun” un 36. maddesi bu konuda şu hükümleri içermektedir:
“Muafiyetler
MADDE 36 – Kurum, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden ilgili kanunlarında yer almamış olsa dahi 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan, elektrik ve havagazı tüketim vergisi ve yangın sigortası vergisi hariç olmak üzere 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi, harç, katılma payı ile tasdik ücretlerinden, düzenleyeceği kağıtlar nedeniyle damga vergisinden, sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden, satın alınan ve satılan taşınmazlar ile ilgili olarak tapu ve kadastro döner sermaye bedellerinden ve her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetinden muaftır.
Kurumun taraf olduğu her türlü davalarda, Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına, müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yollarına başvurulamaz. Belirtilen sürede ödeme yapılamaması hâlinde, söz konusu alacaklar genel hükümler dairesinde tahsil olunur. Mahkeme kararlarında yer alan miktarların kararın kesinleşmesinden önce ödenmesi hâlinde, söz konusu kararların ilgili mercilerce bozulmasını müteakip ödenen miktarlar, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Ne yapılmalıdır?
İcra iflas kanununun 32. maddesinde küçük bir ilave değişiklik ile problem çözülür.( Değişiklik teklifi kırmızı ile yazılmıştır) Böylece her yıl kamunun yaptığı milyonlarca lirayı bulan zarar önlenmiş olur.
II. Para ve Teminat Verilmesi Hakkındaki İlamların İcrası :
İcra emri ve muhtevası :
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilamların davalı tarafa tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde ödenmemesi halinde ilam icra dairesine verilir. İlamı alan icra memuru ilamdaki süreleri kontrol ettikten sonra icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikate muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.(1)(2)


Yorum bırakın